NaZeNDe

NaZeNDe'nin Kaleminden

Medine’de Bir Gun..

Şubat6

 

 Vucud Ikliminin Sultani Sensin..

 Efendim., Derdimin Dermani Sensin..

Bu cism-i Natuvanin Can’i Sensin..

Efendim, Derdimin Dermani Sensin..

 

 Dilimizde Haci Arif Bey’in Peygamber Efendimiz S.A.V icin yazdigi  bu guzel tini ile yollara dustuk.  Medine yollarindayiz. En son Ramazan Bayraminda ziyaret ettigimiz, her zaman aklimizin bir kosesinde duran, en guzel kosesinde duran sehir Medine.. Bu topraklarda yasadigimiz icin kendimizi ne kadar sansli hissediyorsak, bu topraklarda yasayip da daha sik Medine yollarina dusmedigimiz, bu sefkat dolu, bu anac , bu havasi mis gibi huzur kokan topraklari daha siklikla ziyaret etmedigimiz icin de bir o kadar bedbaht sayiyoruz kendimizi..

 Her yola cikisimizda icimizde ayni heyecan beliriyor. Rota Medine olunca dilimizde surekli O’na salat ve selam, kalbimizde adeta titreyen bir heyecan, yapamadiklarimiz icin bir pismanlik, ama yine de herseye ragmen O’na ummet olmanin verdigi bir umit.. Umit etmek bizim icin. Biz ki; tum ummetlerden sansliyiz. Biz ki; tum bu kalp katiligimiza ragmen O’nun sefaatini umuyor, sefaatinin Ummetinden buyuk gunahlar isleyenlere olacagini umuyor, daha da umit var oluyoruz..

 Yolculugumuz 3/5 saat suruyor. Cidde- Medine yollari alabildigince corak topraklar, col.. Kirac vadiler.. Deve suruleri.. Bunca zengin Suudi yonetimine ragmen yollarda ne dogru duzgun bir dinlenme tesisi var, ne de abdest alinabilecek gercekten temiz bir yer.

 Yolun yarisinda Ikindi namazi icin durakliyoruz. Bakimsizliga terkedilmis bir  virane mescidde, seferi namazlarimizi kiliyoruz. Henuz yolu yarilamamis olmamiza ragmen, havanin inanilmaz derecede Cidde’den soguk oldugunu hissediyoruz. Soguk iliklerimize islemis olmasina ragmen, bize Turkiye kisini hatirlattigi ve  buralarda nadir usuyebildigimiz icin sikayetci olmuyoruz.

 Namazlarimizi kilip yola devam ediyoruz, aksam namazi vakti Medine’ye , Mescid’i Nebevi’ye yetisiyoruz..

 Medine en tenha zamanlarini yasiyor. Henuz Umre’cileri bagrina basmamis, ya da belki henuz bir ulkeye kapilarini acmis Medine. En tenha zamanlarini yasamasina ragmen yine de kalabalik. Hava inanilmaz derecede guzel.. Aksam namazimizi Mescid’i Nebevi’nin bahcesinde kiliyoruz..

Gunlerden persembe oldugu icin, cogu Musluman kardesler oruclu. O’nun (s.a.v) yaptigi gibi.. Ezan ile kamet arasi cogu mu’min yere sofrasini sermis. Menu her zamanki gibi. Yogurt, Arap kahvesi, hurma ve bir parca ekmek.. 

 Yatsi namazini beklemek icin Harem’den cikmiyoruz. Aksam namazi sonrasi abdestlerimizi tazeleyip. bu sefer Harem’in icine girebilmek icin ayaklaniyoruz.

 Namazi kildiran ses, o her zamanki asina oldugum, bundan seneler once, henuz Arabistan yollari bize gozukmemisken de surekli dinledigim ses. Abdurrahman El-Huzeyfi. Ama bu sefer ses biraz daha yaslanmis. Yine de bunca tanidik ve muthis bir sesin hazzina, Mescid’i Nebevi’de Peygamberimizin yaninda kildigimiz namazin hazzi eklenince ruhlarimiz cus’a geliyor..

 Gerek Kabe’de gerekse Medine’de namaza duruldugu vakit ortak ozelliklerden biri cereyan eder, imamin sesine olanca gucleriyle aglayan cocuklarin sesleri eslik eder. Bazen o kucucuk, hatta neredeyse yeni dogmus olmasina ragmen cocuklarini Mescide getiren hanimlari hayretle izlerim. Bebeklerini yanlarina yatirip namaza dururlar. Betonmus, sogukmus, klima carparmis, bebek hasta olurmus gibi bir endise tasimazlar. Cogunun cok sayida cocugu olsa dahi, bebekler haricindeki yasca biraz buyuk cocuklarinin uslu durmalari, sessizce annelerini beklemelerine sasiririm hep. Bizler Turk olarak cocuklarimizin uzerine o kadar titriyoruzdur ki, onlari camiye bile goturmeyiz cogu zaman. Hele ki birimiz bebegini boyle yere yatirsa kazara, kac anac Turk annenin o kisiyi uyaracagini tahayyul bile edemiyorum.

 Yatsi namazindan sonra Peygamberimizin Kabr’i Serifi’nin ziyarete acilacagini ogrenip heyecanlaniyoruz. Beklesen o kalabaligin arasina biz de katiliyoruz. Yanimdaki arap hanima ziyaretin ne zaman acilacagini soruyorum. Tis’a illa rubug.. Diyor. Illa rubug’un ceyrek gece mi, yoksa ceyrek  kalami oldugunu dusuyorum. Tam da o sirada bana Turk olup olmadigimi soruyor. Turk oldugumu ogrenince de neresinden oldugumu soruyor.

 Nereli oldugumu burada soranlara bazen Istanbullu oldugumu soyluyorum. Yalova’yi tanimayacaklarini dusuyorum. Ama bu bayana Yalova’li oldugumu soyluyorum. Gozleri parliyor. Bilmem kac sene once Yalova’ya geldigini, cok begendigini, Gokcedere’yi, Termal’i bildigini soyluyor. Yanindaki annesini tanistiriyor. Annesi Turkiye’yi oyle cok seviyormus ki, oraya ikinci memleketim diyormus. Ben de Yalova’yi bilen bir Suudi Bayan ile tanistigim icin memnun oluyorum. “Forsa Saida” diyorum. Bayan beni daha da soru yagmuruna tutuyor. Ziyaret saatinin baslamasi uzerine hanim ile vedalasma firsati bile bulamadan kendimizi kosa kosa O’na giden kalabaligin icinde kosar buluyoruz.

 Bunca tenhaliga ragmen yine de izdiham.. Allah allah nidalari ile insanlar Peygamber’ (s.a.v) in yanina kosmakta. Annesinin kucaginda tebessumle uyuyan bebekleri goruyorum. Yanimdaki kucuk kizimi cekelerken bir yandan da birlikte Salat’u Selam getiriyoruz.

 Nihayetinde kabrinin yanina kadar sokuluyorum. Ilk varanlardan olmamin verdigi rahatlik ile bos yer buluyor, hemen iki rek’at namaz kiliyorum.. Namazdan sonra ellerimi acip dua ediyorum. Allah’tan O’nun hurmetine dileniyorum. O’na layik ummet olabilmeyi istiyorum. Cennette de O’nunla olabilmeyi. Gozlerimden yaslar bosaniyor. Beni aglarken goren kucuk kizim nicin agladigimi soruyor. Peygamberimizin yaninda oldugum icin duygulandigimi soyluyorum. Sonra o da gozyaslarini siliyor. Peygamberimizin bizi gorebildigini, selamimizi alabildigini soyluyorum. Selamlar yolluyoruz, binler selamlar yolluyoruz. Tipki o izdihamda ayni ben gibi gozyaslariyla selamlar yollayan yuzlerce insan gibi..

 Ayrilik vakti geldiginde ayaklarimiz geri suruyor, bunca gitmek, ayrilmak istemememize ragmen ayriliyoruz, yuregimiz ezik, yuregimiz iki buklum.. Girerken nasil kosar adimlar ile girdiysek yanina, ayrilirken de bir o kadar yavas adimlarimiz. Gitmek istemiyor, kalmak istiyor, hep kalmak istiyor. Hep O’nunla kalmak istiyor. Ama nafile.

 Harem’in cikis kapisina giderken kucuk kizim yine gelicegimizi, Peygamberimiz bizi unutsa bile bizim kendimizi hatirlaticagimizi soyluyor. Biraz mutebessim, biraz buruk, harem’den cikiyoruz. Neyse ki otelimiz hemen Harem’in dibinde. Bir gece dahi olsa biz buradayiz, onun yanindayiz.

Ertesi gun Cuma namazi icin yine Harem’deyiz. Hayatimin ilk Cuma namazini kiliyorum. Bayanlar Cuma namazi kilar mi ? Elbette kilar. Cuma hutbesinden sonra hepbirlikte Cuma namazimizi eda ediyoruz. Ve Salatlar.. Ve Selam’lar..

 Cuma’dan sonra otele cikiyoruz. Malesef ki , donus zamani geliyor, namazdan sonra bir Turk lokantasinda duraklayip, oradan da arabadan inmeden Uhut Sehitlerini selamlayip Cidde yollarina dusuyoruz.

 Medine’den ayrilmak cok zor. Ayrilirken yasadigim duygularin tarifi mumkun degil. Bu kadar yakin mesafedeyken ben bu duygulari yasiyorsam ayrilirken, buraya gelen milyonlarca insanin ayrilislarini, yogun duygularini tahmin edemiyorum. Kalbim ezik, sanki yillardir himayesinde buyudugum bir akrabamdan ayriliyorum. Sanki bana Islam’i anlatan, sonra usanmadan tekrar anlatan bir aile buyugum. O kadar yakinlik kesbetmisiz ki, tum milyarlarca insanin ayni yakinligi duydugu Peygamberimiz ile, tum gormemisligimize ragmen derunumuza islemis. Cok sukur.

 Tum bu huzne ragmen, yine de Peygamberimiz’e 3/5 saatlik yakin bir mesafede oldugum icin Allah’a sonsuz sukrediyorum. 

 O’na, Al Ve Ashabi’na binlerce kez Salat’u Selam olsun..

 Rabbim O’nu biz gunahkarlara sefaatci kilsin.. 

 Amin..

posted under Genel, Gunce | 10 Comments »

MEMLEKET KOKUSU

Ocak28

Soguk  kis gecelerinde  sokaklardan bir ses yukselir ;

“Boza Kaymaaak Vefa boza iyi bozaa”

Itina ile disari cikilip durdurulur bozaci. Ve aceleyle bozuk para bulmak icin cebini yoklarsin.

Iste bu gurbetlerde  oyle bir ses duyamazsin..

Ya da yaz gecelerinde tatli tatli uykun gelmis, icin huzurla uykuya dalmak uzereyken tam da, komsularin seslerini duyarsin, ellerinde cekirdegi citlemekte, sahilden gecenin gec saatinde eve donmektedirler. Uykulu cocuklarin miziltisini isitirsin.. Yazin kokusunu icine cekip tekrar, uykuna devam edersin..

 Iste burada oyle sesler yoktur ..

Ya da kozde pismis patlican kokusu, ya da sokaklarda biber salcasi kaynatan kadinlarin yaktiklari atesin kokusu yoktur burada. Odun kokusu yoktur. Burada oyle sokaklarda oturan, en kucuk bir otomobil gurultusunde balkona kosan kucuk mahallelerin buyuk kadinlari da yoktur. Komsularin evlerinden sesler gelmez. Ust kattan gelen , her saat basi saat adedince calan zemberek  sesi de yok burada. Tikirtilari ile huzur buldugum ust komsum da yok..

 Burada her evden klima gurultuleri yukselir. Bogar insan sesini. Her odada bir insan degil, bir klima varsa ve evdeki klima sayisi insan sayisindan coksa.. Varin siz hayal edin gurultuyu.

 Duyabildiginiz insan sesleri cok yabancidir size. Ya Arapca, ya Urduca, ya da Endonezya dili  duyarsiniz. Bir muddet sonra tum duydugunuz sesleri takip etmemeye baslarsiniz. Cunku sesler size yabancidir ve hic birsey anlamiyorsunuzdur..

Sabahlari komsulardan yagda kavrulmus sarimsak kokusu alirsiniz. Etrafinizda hintli yasiyorsa bol baharat kokusu alirsiniz. Bazen nargile tutunu kokar, bazen yogun kullanilmis parfum kokusu rahatsiz eder burnunuzu.

 En cok da sokaklarda, dukkanlarda ozel buhurdanliklar icinde yakilan oud kokusu alirsiniz. Bu koku Kabe’nin kokusuna benzedigi icin guzel gelir size.

 Butun bu kokular cocuklugunuzda duydugunuz kokulardan cok farkli oldugu icin mi size sevimli gelmez, yoksa tum bu kokulari yabanci bulup icinizde mi sevimsizlestirmissinizdir, bilmiyorum. Tek gercek sehirlerin de kokulari oldugudur. Ulkelerin de , memleketlerin de kokulari vardir kendilerince.

Insan uzaklardayken insanlari ozler, memleketinden.

Ama insan uzaklardayken, memleketinin kokusunu da, gurultusunu de ozler..

Limon agaci ciceginin kokusunu, kar topu oynayan kirmizi yanakli cocuklarin gurultusunu..

Kapi onunde top oynayan cocuklara bagiran yasli adami ozler insan burada, tum huysuzluguna ragmen..

 Kolonya kokusunu ozler, ilkbaharda daglarin kokusunu, yaz sabahlarinda mis gibi deniz kokusunu ozler insan..

 Taze cicek kokusunu ozler..

 Velhasili yitirdigi herseyi, herseyin kokusunu ozler insan.

 Cok sukur ki hayatta ayrilmak oldugu gibi kavusmak da vardir..

 Diye sukretmeli insan..

 

posted under Genel, Gunce | 5 Comments »

Benden Imam Olmaz ki :)

Ocak22

 

 Arabistan’a geldigimden beri, yani yaklasik 3.5 senedir, bildigim tum dini ogretilerin disinda , bilmedigim ve gormedigim cok sey gordum bu ulkede. Cok onemsedigim bazi dini konularda cok rahat olan Arabistan halki, bazi onemsemedigim konulari ise cok onemsemekte.

 Oncelikle ben buraya “Namaz Ulkesi” adini verdim. Cunku ezan okunur okunmaz Arabistan halki iki eli kanda bile olsa namaz kiliyor, mekan hic onemli degil onlar icin. Sahilde eglenirken ezan okununca bir de bakiyorsunuz birileri namaza durmus, digerleri onun arkasina cemaat olmak icin kosturmakta. Ya da alisveris merkezindeyseniz cantanizdan cikardiginiz seccadeyi dunyanin hangi marka dukkani olursa olsun onune serip namaz kilabiliyorsunuz. Kimsenin sizi ayiplamadigi gibi, seccadeniz olmadigi takdirde onunuze seccade serenler bile olabilir.

 Hatta namaz konusunda Arabistan sozum ona oyle kati kuralli ki; ezan okununca tum dukkanlar kepenk kapatiyor, velev ki isportaci bile olsa satis yapmiyor. Sayet marketteyseniz bilmem kac dakika sonra kasanin kapanacagi anons ediliyor. O vakit kasaya gitmediyseniz magaza ya da market icinde kaliyorsunuz, isiklar karartiliyor, ta ki namaz vakti bitinceye kadar. Insaat iscisiyseniz bile tasi tuglayi kenara birakmaniz gerekiyor, namaz kilmasaniz bile herhangi bir iste calisamiyorsunuz.

 Bazen de sikinti da olabiliyor tabi, tam restorana gidip siparis vericeginiz sirada garsonlar ortalikta olmuyor, israrla birini bulup siparisimi veriyim de bu acliktan biran once kurtulayim derseniz, garson size yine israrla namaz vakti bitimine kadar beklemeniz gerektigini soyleyecektir muhtemelen.

 Velhasili Arabistan sizi namaz kilmaya dogru el birligiyle itiyor, namaz kilmayanlar da kapi onlerine cikip muhtemelen sigara molasi veriyorlar. Illa namaz, illa namaz .. Yeri sekli ve zamani burada muhim degil, hayatinizda en rahat namaz kilabileceginiz ulke burasidir.

 Bu ulkenin de en cok sevdigim yonu budur, Turkiye’de olsaniz, alisveris merkezlerinde namaz vakti girse, mescid bile bulamazsiniz. Hadi suraciga seccade serip de namaz kilayim demeye kalkistiysaniz kazara, malesef hayatinizda duymadiginiz laflari isitirsiniz insanlardan. Caresiz ya alisverisinizi yarida kesip cikip bir cami ariyacaksinizdir, ya da namazin gecmesine goz yumup bu dayanilmaz huzursuzlugu hazmetmeye calisacaksinizdir. Artik karar sizin. Eger ki namaz kilmanin iman ettikten sonra size verilen en buyuk ve en onemli sorumluluk oldugunun bilincindeyseniz, zaten vaktinin gecmesi gibi buyuk bir riski goze almayip muhtemelen icinde mescid barindirmayan yerlere gitmeyeceksinizdir..

 Bu arada aklima gelmisken anlatmadan gecemeyecegim.. Turkiye’de Yalova’dan Yenikapi’ya giderken Feribot iskelesinde beklemekteyiz. Feribotun gelmesine yaklasik 20 dk vakit var. Ve ikindi namazi vakti girmis durumda. Iskelede namaz icin mescit de var, ne ala. Beklerken, gecmek uzere olan Ikindi namazimi eda etmek istedim ve abdest almak icin wc ye gittim. Bir yandan abdest alma hazirliklari icerisindeyim. Ama bir yandan da icerideki kalabaliktan cekiniyorum. Yine millet yan yan bakicak, cik cik diyecek, aa burada abdest alinirmi diyecek kimisi. Cekiniyorum. Yapimda da biraz cekingenlik var, birseyleri yaparken baskalarinin beni ignelemesinden, kinamasindan oldum olasi hoslanmam, elestiriye gelemem, tipik bir koc burcuyum :P Neyse konumuzdan cikmayalim..

 Yanima bir bayan geldi ve  sacini basini duzeltiyor, ben de bir yandan ezik ezik coraplarimi cikarip abdest alma hazirliklarina basliyorum. Ne yapsam, kadinin gitmesini mi beklesem acaba diye de dusunuyordum ki tam, yanimdaki kadin abdest almaya baslamasin mi.. Ustelik tipine baksaniz hic namaz kilan birine benzetmezsiniz. Ben ezik buzuk, utana sikila abdest almak isterken; kadin gonul rahatligiyla abdestini alip benden once mescidin yolunu tutmustu bile. O an o kadinin imani mi daha kuvvetli, yoksa benimki mi diye dusunmedim degil. Seklimize  bakan bizi birsey zanneder, Allahim Islam dini uzerine sabitlesin cumle kalpleri. Amin..

 Konu oyle uzadi ki yazmak istedigim seyleri tam olarak toparlayamiyorum bile simdi .

 Namaz konusunda cok saglam ve tavizsiz olan Arabistan’dan bahsediyorduk. Halkinin cogunun Vahhabi, veya Hambeli mezhebinden olmasi tabi ki ibadette farkliliklari da beraberinde getiriyor. Ilk seneler katildigim bir arkadas toplantisinda bir hanim namaz vakti bizleri cagirarak cemaatle namaz kilmak istedigini soylemisti. O kadar sasirmistim ki kucuk dilimi yokladim, yerinde duruyormu diye :D   Kadindan Imam olurmuydu, ne tuhaf bir isti. Yillarca Turkiye’de asla boyle birseye rastlamamistim. Ben rastlamadiysam ve ucundan kiyisindan Islami egitim almis bir insan isem, bu dogru birsey degildi. Dogru olsaydi sayet, simdiye kadar nicin biz senelerce namaz kilmis da, hic boyle bir imameye tabii olmamistik. Hemen bir bahane bulup sivistim. Yanlis birsey yapmak istemedim, sanki Islamiyete aykiri birseydi kadinin cemaate namaz kildirmasi.

 Gun bitip eve gittigimde hemen internetten arastirdim, boyle birsey varmiydi dinimizde ? Buldugum sonuclar Peygamber Efendimiz (s.a.v) ‘in Halasina ve Hz. Aise’ye cemaatle namaz kildirmasina musade ettigi yonundeydi. Ee peki durum boyle ise biz niye hic bayan bayana cemaat olmuyorduk ? Bunun sebebi ise Hanefi mezhebinden olmamizdi. Imami Azam Ebu Hanife kadinlarin cemaat olmasini uygun bulmamisti. Biz dahi Hanefi Mezhebinden oldugumuza gore boyle birseyi yapmamiz ne derece uygun, dogru olurdu diye dusuncedeyken, Bize imame olmak isteyen hanimla kisa sure sonra yolumuz cakisti. Ve ben de merak ettigim bu konuyu hemen kendisine actim. Eger Hanefi isek Cemaat olmamiz ne derece dogru idi?  Kendisi bana bu konuda sunlari soyledi : Imami Azam zamaninda kadinlar tarlalarda bahcelerde calistiklari icin, disarilarda namazda seslerinin duyulup mahremiyetlerinin bozulmamasi icin Imami Azam Kadinlarin toplanip cemaat olmalarini uygun bulmamis. Yani evet, Peygamberimiz halasina ve esine boyle birseyi yaptirmis ise biz bunu yasak veya gunah gibi goremezdik. Hem o hanimin yorumundan yola cikarsak, buyuk bir toplulukta hanimlar cemaat olmus, bir hanim da onlara namaz kildiriyor ise, bir diger hanefi hanimin kenara cekilip onlara tabii olmamasi olsa olsa tefrikaya, mu’minler arasi bolunmeye sebep olurmus. Boyle bir hareket sevap olmaktan cikip gunaha girmeye sebebmis. Bu da diger bir bakis acisiydi..

  O hafta bana misafir gelen iki hanim arkadasin da cemaate ucuncu sahis aramalari ve bana cemaat olmayi teklif etmeleri uzerine, kafam iyice karismis, ve islami ilimler konusunda son derece kendisine guvendigim hocama messenger yolu ile baglanmak suretiyle bu soruyu sormaya karar vermistim.

 Allah razi olsun Hocam bu konuda kafamdaki tum soru isaretlerini giderdi. Mezheplerin Peygamberimiz (s.a.v) den sonra ortaya ciktigini, bunun sebebinin sahabilerin  bir cogunun Peygamberimizin cesitli sekillerde ibadet etmis olduklarini gordugunu ve kendilerine en uygun ibadet ya da- sunneti seniyye seklini cikardiklarini soyledi. Yani mesela Peygamberimiz ellerini baglayarak da namaz kilmistir, iki yana salik bir sekilde de namaz kilmistir. Imam-i Azam bu sekillerden en cok elleri bagli sekilde kildigini on gormustur ve Peygamberimizden bu sonucu almistir, digeri ise baska turlu  kildigini gorup o sekli cikarmistir ama sozun ozu sonucta hepsi Peygamberimizin yapmis oldugu seylerdir. Dort hak mezhebin dordunun de kaynagi Peygamberimizdir. Bir musluman, mu’mine, bunlardan hangisine uyarsa uygun asla gunah islemis olmaz. Ancak .. Bir kisi namaz kilarken ya da diger takildigi konularda hangi mezhebe uyuyor ise, diger tum hukumlerde de o mezhebe uymasi evla, faziletlidir.

 Cok icime sinen bir konusma idi. Cemaatle namaz kilmaya artik eskisi gibi gunah ya da yanlis bir is gibi bakmiyordum. Bu olsa olsa yobazlik olurdu. Ancak, diger tum hukumlerde de Imami Azamin goruslerini benimsedigim icin de, durduk yere cemaat olusturmuyordum.

 Ta ki bugune kadar..

 Bugun tum bu tartismalarimiz ve beyin jimnasitimizin sene-i devriyyesinde tekrar arkadaslarimizla aramizda cemaatle namaz konusu acildi. Cunku hepbirlikte namaza duracaktik ve tam uc kisiydik. Hadi cemaat olalim dediler. Taassuba yol   acmak istemiyordum, olur uyarim dedim. Dedim demesine de, bana hadi sen imame ol demezler mi ! Hayatimda namaz kildirmadim, bilmem , etmem dediysem de, ne var namaz kildirmakta, ilk iki  rekatin kiraati sesli, digerleri sessiz dediler. Tamam, pekala size Imame olacagim dedim :)

 Allahu Ekber dedim ve namaza durduk. Subhaneke den sonra Fatiha’yi sesli okumaya basladim.. ” Elhamdu lillahi Rabbi’l Alemiiin ” Derken sol yanimdaki arkadas namazini bozup selam verdi. Allah Allah diyorum icimden, ne oldu ki  bu kizcagiz namazini bozdu. Demeye kalmadan sag yanimdaki arkadas da namazini bozmasin mi.. 

 Meger oglen namazinda kiraat sesli olmazmis. Yanlis yapmisim. Cumleten namazimizi bozduk :) Hayatimin ilk ve son imameligi da hezimetle sonlanmis oldu.

 Bunu yasayacagimi bilseydim bastan kabul etmezdim boyle birseyi :PP  Namazlar bozulunca e madem herkes kendi kilsin diyip yine Imami Azamin sozune geldik.  Namazlarimiz bitince de donup arkadaslara “Insanin sizin gibi bilincli bir cemaati olmasi da guzelmis, ya namaz kildirmaya devam etseydim? ” diyerek gunun bombasini  patlativerdim. :)

 Ee benden imame olursa sonuc boyle olur, Hocasinin sozunu dinlemeyen talebenin hezimeti :P Her ne kadar karides yemis ve cok begenmissem de, bundan boyle Hanefilere uyarak bu damak tadimdan da yol yakinken ve karides bagimlilik kesbetmemisken vazgecme karari almis bulunmaktayim..

 Gecenin -bazilari sabahin da diyor ama bana gore sabah , sabah namazindan sonra baslar-  saat 2/41 inde bunca seyi anlatabilmek epey bir zahmet gerektirdi ama siz buna degersiniz sevgili okuyucular. Arada bir yorum yazin da bu uzuuun yaziyi herseye ragmen okudugunuzu  gorup sevkleneyim. :) Iyi geceler ve Hayirli Cumalar olsun herkese..

posted under Genel, Gunce | 20 Comments »

Saturk Cidde Gonulluler Vakfi

Ocak1

 

 

 Gectigimiz sene Arabistan sezonunun sonlarinda- yani yaz olanca hiziyla yaklasirken -Cidde’deki bazi arkadaslar toplanmis, vatana millete ve dahi muhtac durumda  olan insanlara faydali bir takim faaliyetler icerisine girme istemlerini dile getirmislerdi. Ben dahi bu istemlerini duymus, kayitsiz kalip kalmamak arasi  ikilem yasamistim . Oglan bizim, kiz bizimdi, yani bu istemde bulunan arkadaslarin cem-i cumlesi tanidik, bildik ve guvenilir insanlardi.

  Mail grubumuzun ucuncu yada bilmem kacinci toplantisinda bir araya gelip parti yapmaya niyetlenmisken, kurulmak istenen Cemiyet’i Hayriyye icin de gonullu teskilat toparlanip oylamaya sunulacakti. Nitekim toplanti gunumuz gercekmis, gerekli kisiler oy birligiyle secilmisti. Baskan belli olmus ve ekibini oy birligine sunmusken, “Seni de yardimcim sectim” deyiverdi bana..

 Prensiplerimde hicbir goreve talip olmamanin yanisira bir gorev verildiginde de itiraz etmemek oldugu icin ve elbette hayirli isler ve Vatan Millet Sakarya soz konusu olunca hic dusunmeden kabul ettim..

 Ekip kurulmustu, tam da isabet olmustu. Arada bazi puruzler olsa da onlari zimparalamasini bilmistik. Ekibimizdeki arkadaslar cok dusunulmeden secilmesine ragmen, bugun dusundugumde bunlarin bir cogunun tam da isabet isimler oldugunu gozlemleyebiliyorum..

 Gel zaman git zaman, vakif olarak kendi adimizi tarihe kaydetmek istedik. Yaptigimiz isler resmilessin,  millete faydamiz dokunsun isterken, vatana millete ve dahi yasalara aykiri birsey yapmayalim istedik ve vakfimizin ismini koyup gerekli tuzugu duzenleyerek resmi islemlere basvurduk.

 Gonulluler Vakfi..  oldu vakfimizin adi. Oyle ya, sadece gonulluler var aramizda. Gonullu olmayanlar giremezdi. :)  Gonullulerimiz gittikce cogaldi ve sayimiz 30 u askin duruma ulasti. Aidatlarimizi belirledik, toplantilarimiz aydan aya devam etmekte.

 Cidde Turk Konsoloslugundan Vakfimiza onay cikip her turlu islerimizde destekcimiz olduklarini ogrenince sevincimiz iki misli artti.

 Oncu olduk. Onculerin ecri cok buyuk diyor bir ablam, eger yapmak istediklerimizin icine sirf Allah Rizasini katiyorsak, riyakarliktan uzak durabildiysek ne mutlu bize, ne mutlu onculere..

 Bir Vakif kuruldugunu duyan ve Mekke’den Medine’den bize basvuran ihtiyac sahibi insanlara dahi elimiz uzandi. Suncacik kisa surede aldigimiz duanin sevinci bile yeter..

 Son ay icinde bir arkadasimizin vakfimiza ilettigi uzucu bir durum, vakif olarak bizleri yeniden seferber etti. Cidde’de oturum izni olmayan bir bey, hayatinin belki de son donemlerini yasiyordu. Oniki senedir ailesini gormemis, ciger fonksiyonlarini tamamen yitirmis olan bu Etiyopya’li beyin yasamini devam ettirebilmesi icin hicbir umudu kalmadigi gibi, ulkesine donmek ve ulkesinde olmek gibi bir istegi vardi. 

 Arabistan’da oturma izniniz yoksa zaten kismen olusunuz demektir. Saglik sigortaniz olmadigi gibi, her turlu saglik hizmetlerinden misliyle fazlasini odeyerek faydalaniyorsunuz. Eger ki oturum izniniz yokken Arabistan’da olduyseniz, sizi gommek  ailenize tam 10 bin sr’ ye, yani  4000 liraya mal oluyor.

 Bu Etiyopya’li gariban beyin de,  ne kalacak maddi gucu vardi, ne de oldugu takdirde gecimini hizmetcilik yaparak saglayan karisinin onu gomebilmek icin gerekli mal varligi..

 Bu yuzden ne yapip – edip gerekli bilet parasini temin etmeli, son arzusunun ailesini gorup onlarin yaninda hayata gozlerini yummak olan bu adamin son arzusunu yerine getirmeliydik.. 

  Nihayetinde etrafimizdaki gonullulerden para toplamaya basladik. Orada , burada pamuk eller cebe dediysek de yeterli parayi temin etmek cok zordu. Cunku cebe giden pamuk eller az meblaglar ile cepten cikiyordu. Malesef cok az bir miktar para temin edebilmistik.

 Aklimiza gida kermesi duzenlemek geldi, gida kermesleri hem az bir maliyetle olusuyor, buna ragmen sonunda da  epey bir para toplanabiliyordu.

  Kermesimizi Cidde halkina duyurup tarihi kesinlestirdikten sonra, ayni tarihte Cidde Turk Okulu’nda Prf. Dr. Ustun Dokmen Beyefendi’nin konferansi oldugunu ogrendik. Elbette insanlar boyle bir firsati kacirmak istemeyecekler, kermes yerine konferansi tercih ediceklerdi. Kimseyi bu durumda suclayamazdik. Umitlerimiz yikilmak uzereydi, beklemek icin fazla zamanimiz yoktu.

 Derken aklimiza bir fikir geldi ve gida kermesimizi Ustun Dokmen Bey’in gelicegi gun Turk Okulunda yapmaya karar verdik. Verdik vermesine de, bunun icin gerekli izin bize verilecekmiydi, nihayetinde hicbir resmi girisimde bulunmamis ufacik tefecik bir vakiftik. Yine de umidi kesmemek lazimdi. Niyet hayir olunca, akibeti de hayir beklemek lazimdi.

 Ve beklenen akibet hayir olarak karsiladi bizi. Cidde Turk Konsolosu’nun esi sevgili Aysin Hanim, teklifimizi cok yerinde buldugunu, her turlu destege hazir oldugunu soyleyerek bizi adeta mujdeledi.  Bes gunluk bir hazirlik surecinde gida kermesini duyan duymayana duyurdu.

 Nihayetinde kermes gunu geldi catti. Tanidik tanimadik bircok insan ellerinde tepsiler ile gelmis, canla basla, daha yapicak birseyleri olup olmadigini soruyorlardi. Kimi evlerindeki recelleri getirmis, kimisi kendine hediye gelen paket gullaclari almis gelmis, herkes yapabildigi en guzel sey ile kermese gelmisti. Cidde Feyruz Restorant masa ortulerini ve yaninda epeyce lahmacun gondermis, kimisi dort kilo bugdaydan asure yapmis, Elit Cikolata bayisi koli koli cikolata gondermisti.  Epey bereketli bir kermes olmus, nihayetinde yapilan neredeyse hersey satilmis, geriye tatli bir yorgunluk ve para dolu bir pembe kutu kalmisti :)

 Gunun sonunda arkadasimiza gelen bir telefon ile sevincimiz iki kat artmisti. Turk Hava yollari Etiyopya’ya iki kisilik bedava bilet temin etmisti.

 Gariban, adini sanini bilmedigimiz bir Etiyopya’li aile icin yaklasik 30 kisilik bir ekip yola cikmistik. Hepimiz emek harcamis, canla basla seferber olmus, sonucta bizi fazlasiyla sevindiren bir mujde ile evlerimize donmustuk.

 Guzel dusunmus, guzel niyet etmis ve niyetimizin guzel sonucunu hep birlikte almistik. Sukurler olsun.

 Rabbim toplanan bu para ile  daha cok  fazla insanlar sevindirmeyi, iyilige ve hayira vesile olmayi nasip etsin bize. Gonulluler Vakfi daha cok gonulluyu barindirsin sinesinde. Parmaklar birlesip el olsun, eller birlesip baska elleri isitsin. Oyle ya, tekbasina parmagin hicbir yaptirim gucu yoktur. Allah her daim bize el, hatta yumruk olmayi, olabilmeyi nasip etsin..

 1 Ocak 2010 bize hayirla geldi, hayir ile devam etsin dilerim.

 Sevgiler efendim…

posted under Genel, Gunce | 5 Comments »

Hacc Yolunda

Kasım29

 

 

Kurban bayraminin 3. gunu bugun..

Epeydir hayalini kurdugum bayram geldi de geciyor.. Nasil mi hayal etmistim bu bayrami, oncelikle Kurban bayraminda Turkiye’ye gitme hayalleri kurmus ve bunu Turkiye’deki tum hisim-akrabaya duyurmustuk.. Elbette bizim maymun istahli ve dahi ayran gonullu :) oldugumuzu bilen hisim ve akraba kismisi “siz ucaga binmeden geleceginize inanmayiz!” cevabini vererek bizi ne kadar iyi tanidiklarini bir kez daha aci aci yuzumuze vurmuslardi..

Yilmadik, bir hayal daha kurduk. Bayramda Suriye’ye gitme hayali.. Buna daha hayal diyorum, cunku o da hayal olarak yerini gecmis tarihlerde koruyacak.. Elbette gercek olmadi. Suudi Arabistan’dan, arabamizla sudan ucuz benzin yakarak ancak Suriye’ye kadar gidicek, bir guzel de gezicektik. Hatta annecigimler de Yalova’dan cikip Suriye’ye gelicekler, orada bulusup tarihi mekanlari gezicektik. Ne de guzel olucakti! Olsaydi.. Olamadi..

Read the rest of this entry »

posted under Gunce | 1 Comment »

Arafat’tayiz..

Kasım29

 

 

Gitsek mi, gitmesek mi, nasil yapsak, kontrolden gecebilecekmiyiz acaba.. Derken, 45 dk lik yolu 30 dk da katettik ve 3 check pointi de geride birakarak Mekke sinirlarina girdik.. Elhamdulillah.. cok mutluyduk, demekki Rabbim bizi de davet etmisti, davet edene kurban! Hepimiz hayret ve mutluluk karisimi bir duyguyla Arafat’in yolunu tuttuk.

Hava kararmadan Arafat’ta olmak gerekiyor.

Hava kararmamisti henuz, biz de oradaydik. Elbette cok kalabalikti binlerce insan vardi, ama cogu yerine yerlesmisti, biz de biraz son saatlere kaldigimiz icin hicbir izdiham ile karsilasmadan Arafat’a yerlestik..

Arafat af ve magfiret demek.. Arafat gunahlarin affi, tevbelerin kabulu demek.. Bir rivayete gore Read the rest of this entry »

posted under Gunce | 3 Comments »

Arabistan’in Ornek Aldigi Ulke

Eylül15

Ramazan boyunca her aksam Suudi Arabistan’in Duabi’den yayin yapan kanali MBC de yayinlan guzel ve egitici bir programin basindayiz.

” Khavatir”

Program “Ilim Mu’minin kaybettigi, yitirdigi seydir. Nerede bulursa onu almalidir” Hadisi serifi ile uyarlanmis guzel bir muzik ile basliyor..

Program icerigi ise Japonya ile Arabistan’in kiyaslayanmasindan olusuyor. Arabistan’i “Ayri bir gezegen” olarak yorumlayan sunucu, Japonya’nin, Arap tabiri ile Yaban ulkesinin medeniyetini gorup hayretler icerisinde kaliyor.

Copu bile kokmayan bir ulke Japonya. Buyugunden kucugune  kadar herkes o kadar hizmet etme, kendi isini kendi gorebilme kapasitesi ile donanmis  ki, gercekten hayret etmemek mumkun degil.

Read the rest of this entry »

posted under Genel, Gunce | 2 Comments »

Ramazan biterken ilk teravih namazim..

Eylül11

Geldigimden beri neredeyse hergun ve hatta her an  bayram oncesi gurbete geldigim icin ah vah edip hayiflaniyordum, taki dunu yasayana kadar.

Aslinda siradan bir gundu. Sabahin besinde ogrendim ertesi gune misafirim gelicegini. Gun zaten benim icin oglen iki de basliyordu, yani iftara saatler kala uyaniyordum. Yine de misafirdi bu, gelene git, gidene gel denmezdi :)

Ertesi gun uyanip hazirliklari tamamlamam o kadar az bir zaman aldi ki, ayni gun hem cesit cesit yemek yapip hem de evimi temizlemis oldum. Zaman acayip bir sekilde bereketliydi sanki. Ezan saati yaklasip misafirlerim gelmisti. Hep birlikte buyuk bir masada zevkle yemegimizi yedik. Ve yemeklerimin sasirtici derecede guzel olmasi da ayri bir surprizdi benim icin.

Yatsi ve teravih namazi vakti yaklasinca misafirim ile birlikte teravih namazina gittik.  Evime cok cok yakin olan camiide bu senenin ilk teravih namazini hem de misafirim vesilesiyle kilacaktim.

Camii sasirtici derecede tenhaydi. Bayanlar olarak en fazla 15 kisiydik. Ve namaza durduk..

Read the rest of this entry »

posted under Gunce | 3 Comments »
Page 2 of 212