Arafat’tayiz..
Gitsek mi, gitmesek mi, nasil yapsak, kontrolden gecebilecekmiyiz acaba.. Derken, 45 dk lik yolu 30 dk da katettik ve 3 check pointi de geride birakarak Mekke sinirlarina girdik.. Elhamdulillah.. cok mutluyduk, demekki Rabbim bizi de davet etmisti, davet edene kurban! Hepimiz hayret ve mutluluk karisimi bir duyguyla Arafat’in yolunu tuttuk.
Hava kararmadan Arafat’ta olmak gerekiyor.
Hava kararmamisti henuz, biz de oradaydik. Elbette cok kalabalikti binlerce insan vardi, ama cogu yerine yerlesmisti, biz de biraz son saatlere kaldigimiz icin hicbir izdiham ile karsilasmadan Arafat’a yerlestik..
Arafat af ve magfiret demek.. Arafat gunahlarin affi, tevbelerin kabulu demek.. Bir rivayete gore Hazreti Adem Cennet’ten cikarilinca 300 sene Arafa’ta affi icin dua etmis.. Binlerce insan, hepimiz adeta tek bir yurek olduk.. Rabb’imiz’den Af diledik. Oyle ya, bu kadar insan sirf Rabbimiz icin orada bulunuyor, eger bu bir mesakkatse bu mesakkate Rabbimiz icin katlaniyor, seve seve affolunmayi diliyorduk.. Lebbeyk Allahumme Lebbeyk sesleri goge yukselirken, hafiften gun batmaya basliyor, tum haci adaylarinin elleri semada hickiriklar yuksek bir tini olup tek ses halini almis, gokyuzunde cinliyordu..
Rabbim, bizi affet.. Senden baska gidecek hicbir kapimiz yok..
Bana oyle geldi ki, hepimiz bir savasin esirleri gibiydik. Herkes ayni kiyafeti giyinmis, beyaz, onemsiz bir bez parcasina sarinmis, herkesin ayri ayri meslegi, cinsiyeti, mal varligi olmasina ragmen, herkese esit sekilde muamele edilecek tarza herkes hemhal olmus.. Rabbimizden kurtulus bekliyoruz.. Ne zaman bu savas bitecek, savasin bitmesi demek bizim affolmamiz demek. Kurtulusumuz demekti.. Ote yandan herkese kamyon kamyon, kasa kasa dagitilan meyveler, sular, hurmalar, ikramlar.. Oyle ki, normal sartlarda bir araya gelmeyecek olanlar bir araya gelmis, dunya rutbelerine gore efendi! olan orada adeta kole olmus, elinde ikram edecegi erzagi, baskasina hizmet ediyor. Bu manzarayi oyle saniyorum dunyanin hicbir yerinde gormek mumkun degil.. Kendini ayricalikli hissedemiyorsun.. Esitsin, hatta belki de Rab katinda daha asagi seviyedesin, bilemiyorsun..

Hava kararinca Arafat’tan ciktik.. Muzdelife’ye dogru yola koyulduk.. Arafat affolunma meydani, ama Muzdelife kul hakkinin bile senden giderildigi daha da affolunma meydani.. Arabamizi tekrar uygun bir yere cekip, kilimimizi serdik. Tekrar dilimizde dua, elimizde Kur’ani-kerim, Rabbimiz ile soylesideyiz. Esim imam oldu, namaza durdu. Kur’an sesini duyan herkes kostu geldi ve buyuk bir cemaat olustu bile..
Namaz sonrasi esimin arkadasi olan 3 kisi tam da onumuzden gectiler. Hayretler icinde kalmamak mumkun degil, bunca binlerce kisi icinde insanin tanidigi birilerini gormesi ne kadar da sasirtici! sanirim insan randevulesip bulusmaya calissa boyle buyuk bir yerde, bu kadar milyonlarin icinde bulusmasi mumkun olmaz !
Arkamizda tek cocuklu Suudi bir aile, yanimizda Misir’li bir aile.. Onun az ilerisinde hindistan kafilesi.. Bir yandan South Afrika’lilar bize tuvaletin yerini soruyor, ote yandan onumuzden gecen Filistin’li bir bey biraz kaynar su istiyor bizden. Misirli aile Haccimizi tebrik ediyor, yan ailenin cocugu bize meyve suyu ikram ediyor. Mukabilinde biz de ona cokoprens ikram ediyoruz
Az otedeki Hintliler siselerini getirmis bizden su istiyorlar. Bir siseyi dolduruyoruz, onu goren digerleri siselerini alip yanimiza geliyor. Abdest alirken gordugumuz Tacikistan’li hanimlar ile selamlasiyoruz.. Az sonra Suriye’li bir bey cay termosumuzu gorunce bizden kahve istiyor..
Tum dunya muslumanlari hepimiz birbirimizin dilini anlamasak da hal diliyle yardimlasiyoruz birbirimizle..
Elbette cok nahos sahnelerle de karsilasiyoruz.. Ortalikta cok az cop konteynirinin bulunmasi kisa bir sure sonra ortaligi cop yigintilari haline getiriyor. Herkes elindekileri yere atiyor, atmak zorunda kaliyor. Cunku bu kadar milyonlarin copunu atmasi icin yeticek alt yapi malesef olusturulmamis. Hem olusturulsa dahi kimisi copunu halen yere atiyor, cunku Afrika’nin oyle adi sani bilinmeyen fakir ulkelerinden gelmisler ki bu insanlar, ulkelerinde belki de cop tenekesi gormemisler..
Muzdelifenin tuvaletleri ayri bir olay. Tam anlamiyla olay! Suudi yonetime bu noktada kizmamak mumkun degil.. Tuvaletlerin etrafina da mi cop tenekesi koyulmaz! Yerlerde bebek bezleri, diger copler, sabun yok.. Sabunu gectim, Tuvaletlerde sifon yok ! Inanilir gibi degil.. Sifon diye actigim dugme uzerime dus suyu olarak bosalinca neye ugradigimi sasirdim
Abdest sirasinda siyahi yasli hanimlar olanca gucleriyle yere tukuruyor, sumkuruyor. Lavabo giderine basortulerini atip uzerinde ayak yikiyorlar.. Kadin banyosuna giren bir kac adam ahali tarafindan kovalaniyor..
Bu yolun tozuna da topragina da pisligine de kurban! Eger ki sonunda anadan dogmus kadar gunahsiz! olmak var ise ..
Oyle celiskili duygular ki, insanlari kinayacak oluyorsunuz, Hac da oldugunuz akliniza geliyor. “Allah katindaki tek ustunlugun O’na olan yakinlikta” oldugunu biliyorsunuz, hatirliyorsunuz ve tek kelime edemiyorsunuz. Bir ara hindistanli’lara kizacak oldugumda esim uyardi beni. “Sen onlarin ulkelerinde ne sartlar altinda yasadiklarini biliyormusun ki, dedi. Hem onlar Budizm denilen, inek evrenligi ve cesetlerin yakilmasi gibi sacma bir inanistan kendi hur iradeleriyle cikmis, ve en guzel din olan Islam dinini secmisler. Bu insanlara olsa olsa imrenmek ve saygi duymak gerekmez mi ” Susuyorum, Amenna. Dedigim gibi sonunda Af ve Cennet olan bu yolda pislik bile sevimli gelmeli insana..
Sabah namazina kadar kah uyuyup kah uyanip, kah cay icip, kah dua edip vakit geciriyoruz. Sabah namaziyla birlikte gitme vakti basliyor. Tum hacilar Muzdelife’den topladiklari taslar ile birlikte seytan taslamak icin Mina’nin yolunu tutuyorlar.
Bu arada biz de Mina’ya gitmek icin arabayi yerinden cikaracak oluyoruz, sonra bunun bize bu akmayan ve yorucu trafikte cok daha zaman kaybina mal olacagini gorup, arabayi cikarmaktan vazgecerek yaya olarak yola cikiyoruz..

Binlerce kisi Mina yolunda.. Adimlar yorgun, Ihramlar artik toza topraga bulanmis, arafattaki gibi degil.. Mina yolu kalabalik, uzun.. Mina’ya girisimiz bir saati buluyor.. Lebbeyk sesleri arasinda yuruyoruz..

Mina baslangicindan seytan taslanan yere ulasmamiz yaklasik yarim saat suruyor. Artik Seytan taslama bolumundeyiz..

Ilk gun icin sadece buyuk seytani taslayip, muzdelife’ye donuyoruz. gidis gelisimiz yaklasik 3 saati buluyor. Tabi bu arada benim ayaklarim yurumekten su toplamis vaziyette..
Muzdelife’de arabamiza binip, ihramimizdan saclarimizdan azicik keserek cikiyoruz.. Artik Cidde’ye donus zamani. Ertesi gun tekrar seytan taslamak icin Mekke yollarinda olacagiz..


Rabbim Sen Haccimizi kabul eyle.. Amin..
Canım insan söylemez mi , tesadüfen görmesek..:(
Bayılıyorum böyle uzun uzun yazabilme yeteneğine , çok güzel anlatmışsın okurken hayal etmesi zor olmuyor..
Telefonda böyle uzun uzun anlatılmıyor sen yaz hep en iyisi…)
Yüreğine sağlık canım, hac mebrur inşaAllah..
Birine demişler ki “Hocam bize Mekke’yi, Kabe’yi anlat”
O demiş: Gitmeden anlatılmaz..
Gitmiş gelmiş, demişler hocam şimdi anlat..
O demiş, “gidince hiç anlatılmaz”
Aşk anlatılamıyor ne kadar da gayretlerd eolsa insan, ancak yaşanıyor
Nice haclara olsun
muhabbetle
Büyük bir heyecanla okuyordum ki birden bitiverdi yazı
Keşke daha da uzasaydı.
:(:(
Yeni yazı var mı diye bakmaya geldim, yan tarafta “Arafat’tayız” başlığını görünce hemen tıkladım. Ben ne zaman Arafat’ta olacağım